Danny Blanchflower, radyo yayınında bile oyundaki hakimiyetini gözlerde canlandırıyor. 60’ların başında gündelik hayatını sürdüren insanlar, İngiltere ve kupanın bir adım gerisinde Tottenham Hotspur statta çember oluşturmuş. Londra’nın büyük bir futbol sahasına dönüştüğü atmosferin asıl muhattapları ise bir grup arkadaş: Julia, Toni, Tub ve Jailbird. Futbolu hayatlarının merkezlerine koymuş bu kızlar için spor sevgisi gelecek hayatlarını biçimlendiren ve şehirle bağlarını görünür kılan en önemli etken aynı zamanda. Oyunun kurallarını kırarak yaşamayı düstur edinmiş Julia içinse futbol, hayatı oyuna çevirmenin ve kendi kurallarını belirleyip bağımsız bir birey olabilmenin en güçlü anahtarı.

Julie Welch’in kaleminden Philipe Saville’in yönetmenliğiyle ekrana taşınan Those Glory Glory Days, ilk kez 1983 yılında yayınlanmış bir televizyon filmi. Hem 80’lerin hem de 60’ların İngiltere’sinin futbol ruhu içinde saklı duran gündelik ayrıntılarını ortaya çıkaran film aradaki 20 yılı değişen dünyanın bir şahidi olarak resmediyor. Filmin 1983 yılında başlayan açılış sekansı stadyumda maçı canlı takip eden basın tribününe odaklanıyor. Kasvetli takımlarının ve kaba seslerinin maçın heyecanını dahi bastırdığı erkeklerin, oyunun heyecanını gölgeleyen çoğunluklarıyla… Onların tam ortasında bir taraftan herhangi bir gelişmeyi kaçırmamak için sahaya gözlerini kırpmadan bakan ve varlıklarını belli etmeye çalışan erkeklerin oluşturduğu kalabalığının içinde işini yapabilmek için gayret gösteren Julia’ya rastlıyoruz. Futbol muhabiriliğine başladığı bu ilk gün, onun için ziyadesiyle yorucu ancak bir o kadar da heyecanlı. Sahaya ve tribüne etkisini de daha ilk günden gösteriyor. Mekanikleşmiş bir sistemin, sporun yarattığı ruhu öldüren gerçeğine başkaldırarak başlıyor aslında onun ilk iş günü. Takımı bile görünmez kılan taktiksel ve maddiyata dayalı sesler topluluğu arasında, toprak zeminde plastik topunun peşinde kendi idollerini arayan bir çocuğun anılarının ne denli güçlü bir birey yarattığını resmediyor bir yandan. Tam bu noktada 1960’a geri dönüyoruz. Julia’nın sokaklarda şampiyonluk heyecanınının peşine düştüğü ve kendi kahramından kendini bir kahramana dönüştürecek gücü bulduğu yıllara. O güç sonrasında Julia’nın mahallesiyle, takımıyla, kader birliği yaptığı arkadaşlarıyla yeniden biçimlenecek ve hayallerin gerçeğe dönüştüğü yolu da aydınlatacak. Takım tutmanın, taraftar olmanın daha doğrusu sorgusuzca inanmanın karşısında duran ve temelinde sevgi yatan duyguları hissetmeye doğru evrilen bir yol bu. Bir futbolcunun zekâsına hayran olmak ve onun başarısının perçinlediği gelişmelerin ardında kendi dünyasını genişletmek var Julia’nın aklında. O yüzden kendini çoğu zaman Danny’le bir tutuyor. Hatta adını her yerde “Danny” diye telafuz etmeye kadar varıyor bu bağ. İçinde bulunduğu dört kişilik arkadaş grubu için de geçerli tüm bunlar. Onların dünyasında sistemin ürettiği holiganlığın kaynağında yatan eril baskıya yer yok. Eril tahakkümün yarattığı cinsiyetçiliği yıkan, alaşağı eden ve bunu oyunla birlikte yaratılan hayallerle yapan küçük bir topluluğun gücü var ekranda. Saha da takım da şehir de onların. Zaferin inancıyla koşulan her yol, kahramanların yarattığı umudun da yansımasına dönüşüyor Those Glory Glory Days’de. Danny Blanchflower 1960-61 sezonunda takımını hem ligde şampiyon hem de kupa sahibi yapacak mı belirsiz ama Julia, Danny’nin azmi ve şampiyonluğun yarattığı güzel günlerin geleceği inancıyla kendi şehriyle birlikte nasıl büyüyeceğini keşfetmeye başlıyor. Danny’de gördüklerini kendi kimliğiyle birleştirip yeni bir benliğin ve azmin gücünü de keşfediyor. İçi boş sloganlarla ya da körkütük adanmışlık gösterileriyle değil üstelik. Emek emek kazanılan maçları, kendi emekleriyle yakalamaya çalışan insanların azimleriyle.

Filmin sonunda Julia’yla 1983’e geri döndüğümüzde tüm bu hikâyeyi dinleyen kişinin Danny Blanchflower olması aradan geçen 20 yılda şehrin hâlihazırda sisteme yenik düşmemiş bir yanının olduğunu bize söyleyen bir umut var ediyor. Nostaljiyle yoğrulan fotoğraflarda tıkılı kalmamış seslerin hâlen duyulur olabilmesi Julia için de hayatının yeni dönemine yeniden ışık tutmaya başlıyor.

Paylaş!