18 Kasım 2009… Şöyle kısaca bir düşündüğümüzde belki birçoğumuz için ‘ee, yani?’ sorusunu peşi sıra sordurtabilecek bir tarih olabilir. Hatırlatma amaçlı futbol anahtar kelimesini versek bile bir şeyleri anımsamada zorluk yaşayabiliriz. Ancak İsveçli hakem Martin Hansson ve İrlanda Cumhuriyeti Milli Futbol Takımı için kuşkusuz bu asla böyle değil. Mattias Löw’ün yönetmenliğini yaptığı bol ödüllü 2010 yapımı kısa film Rättskiparen (Hakem), işte bizi 18 Kasım 2009’da Fransa ve İrlanda Cumhuriyeti arasındaki 2010 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri Playoff ikinci maçına, yani Stade de France’a götürüyor.

Robbie Keane’in golüyle Fransa’da 1-0 öne geçen ve maçı uzatmaya götüren İrlanda Cumhuriyeti için her şey görünürde yolunda gidiyordu. İstediği baskıyı kuramamış olan Fransa’dan daha çok kupaya gitmeyi istedikleri aşikardı. Ancak hesaba katmadıkları bir şey vardı o da Martin Hansson, yani insan faktörü. Penaltılara doğru giden maç Thierry Henry’nin sol eliyle düzeltip William Gallas’a yaptığı asistle büyük bir kırılmaya uğruyor ve sahadaki o an herkes için her şeyi değiştiriyordu.

Rättskiparen, kızgın bir ülkenin olaya dair açıklamaları ve haksız zaferin sahibi ülke vatandaşı teknik direktör Arsene Wenger’in açıklamaları ve peşi sıra medya yansımalarıyla başlıyor; ardından ‘kara gece’nin ve filmin ana karakteri hakem Martin Hansson’un yüzüne yaklaşıyor… Rättskiparen’i farklı kılan yanlardan biri de aslında bir önceki cümlenin sonunda gizli. Yaptığı hata sebebiyle ölüm tehditleri alan ve kızgın öfkeli kalabalıklarla karşı karşıya kalan Hansson’u film içerisinde oldukça özel ve kişisel alanlar çerçevesinde görüyor; hem psikolojik hem de fiziksel olarak geçirdiği süreçler hakkında detaylarla ilgili fikir sahibi oluyoruz.

Futbol elbette büyük kitleleri peşinden sürükleyen bir spor ama Dünya Kupası faktörü çok daha özel bir konumda. Birbirinden farklı ulusları bir araya getiren Dünya Kupası tabii ki Olimpiyatlar kadar kapsamlı değil lakin, sunduğu heyecana ortak etmesi bakımından çok daha dinamik ve kolektif bir heyecanın yaşandığı organizasyon. Bu kadar mühim bir şeyde yaptığınız hata ile bir ülkeyi mahrum bırakıyorsanız, hele ki o şampiyonada görev almak isteyen bir hakemseniz işte bu taşınması güç bir yükün altında kalmanız da demek oluyor. Rättskiparen, tam da bu ışıktan hareketle bir domino etkisinin peşinden gidiyor. Futbol, bir hata, o hatayı yapan hakem, o hatayı yapan insan ve öfke yansımaları birbirine çarparak hiç futbolla alakanız dahi olmasa bir insanın yerine kendinizi koyma güdüsünü harekete geçiriyor ve kendinizi bir mikrokozmosta bulmanızı sağlıyor.

Rättskiparen, işleyişi, kurgusu, biçimi, anlatıcı tarzı ve pek çok konuda kusurlar bulabileceğiniz bir kısa belgesel olsa da, oldukça spesifik bir konuda bir karakter sunmayı başarıyor ve futbolun ötesine geçen bir ‘an’dan hayata doğru yaklaştırıyor.

Resmi olarak da Vimeo’ya yüklenen filmi buradan izleyebilirsiniz: https://vimeo.com/13425028

Paylaş!