Daha ziyade Dalkomhan insaeng (Acı Tatlı Hayat, 2005) ve Ang-ma-reul bo-at-da  (Şeytanı Gördüm, 2010) filmleriyle tanınan ve başarısızlıkla sonuçlanan bir Hollywood girişiminden sonra vatanı Güney Kore’ye geri dönen Kim Jee-woon, son filmi olan Mil-jeong (Karanlık Görev, 2016) ile özellikle ülkesinde oldukça başarılı bir vizyon süreci geçirdi. 1920’li yıllarda, Japonya işgali altındaki Kore’de geçen film, Kore’nin özgürlüğü için mücadele eden Korkusuzlar isimli bir örgüt ile işgalci Japonlar arasındaki kovalamaca üzerine kurulu bir anlatı izliyor.

Ülkelerindeki Japonlara karşı düzenleyecekleri bombalı saldırılarla ses getirmeye çalışan örgüt ile onların izini süren Japon polis teşkilatı arasındaki mücadele, ünlü oyuncu Song Kang-ho tarafından canlandırılan başkarakter komiser Lee Jung-Chool eşliğinde gelişip çetrefil bir hâl alıyor. Kore kökenli olup Japonya için görev yapmakta olan komiser Lee, geçmişinde Kore’nin özgürlüğü için mücadele etmiş ama gelen başarısızlıkla bu çabasından vazgeçip karşı taraf için görev almaya başlamıştır. Örgütün üst düzey üyelerini yakalamaktan sorumlu olan ve birlikte çalıştığı ekibiyle örgüt üyeleri hakkında istihbarat topladığını gördüğümüz Lee, amacına ulaşmaya başladığı andan itibaren bulunduğu ana göre konumunu değiştirmesi gereken karmaşık bir durum içerisinde bulur kendini. Örgütün başkanını ele geçirmek için çabalarken, örgütün önemli isimlerinden Kim Woo-Jin ile kurmaya mecbur kaldığı beklenmedik ilişki nedeniyle örgüte yardım etmesi gerekir. Bir yandan da Japon teşkilatı içerisindeki konumunu tehlikeye atmamak için oldukça temkinlidir. Komiser Lee’nin taraf olma durumunun ana göre şekillenişi anlatının yapısını katmanlı hale getirir. Seyircinin kafasını karıştırmaya çabalarken ve böylece hikâyeye ilerleyebileceği yeni kapılar açmayı sağlayan bu değişkenlik, meşruiyetini ana karakterin kökeninde ve geçmiş mücadelesinde bulur. Seyirci nazarında, Kore kökenli olan komiser Lee’nin örgüte yardım etmesi de, kişisel çıkarlarını gözetip Japon teşkilatı için çalışması da kabul edilebilir bir durum barındırır. Komiser Lee bir kahraman olduğu kadar anti-kahraman olarak da görülebilmesi, onu özgün bir karakter olarak kabul etmemizi sağlar. Mil-jeong’un anlatısının yetkinliğini de, seyirciyi sürekli diken üstünde tutan gerilim dolu mücadeleyi, karakter nezdinde anlık olarak tazelenen ve şaşırtan hikaye yapısı ile derinleştirmesinde yatar.

Özellikle Ang-ma-reul bo-at-da filminde oldukça kanlı ve zor bir hikaye anlatan Kim Jee-woon’un bu yeni filmini, seyirci için gereğinden fazla zorlaştıracak bir vahşet yerine karakter özelliklerinin ve tarihsel arka planın mevcut gerilimlerinden beslenen bir yapı ile kurması daha olgun bir sinemayla karşılaşmamızı sağlıyor. Özellikle filmin açılışındaki oldukça kalabalık kovalamaca sahnesinin ve tren içerisinde geçen deyim yerindeyse kedi fare kovalamacısının etkileyiciliği de yönetmenin tüm filme yayılan başarısını en çok hissettiğimiz anlar oluyor. Tüm bu özellikleriyle Mil-jeong’un, yılın önemli ve akılda kalıcı gerilim filmlerinden biri olduğu söyleyebiliriz.

Paylaş!