Apnée

Festivalin Antidepresan bölümüne gösterilen Apnée, yönetmen Jean-Christophe Meurisse’in ilk uzun metrajlı filmi. Üç kafadarın cinsiyet kodlarını yıkarcasına evlenmek için gerekli mercilere yaptığı başvurunun reddedilmesiyle açılan film, bu sahnenin işaret ettiğinin aksine bir cinsiyet komedisi şekilde sürmüyor. Aynı zamanda karakterleri canlandıran oyuncuların gerçek isimleri de olan Céline, Thomas ve Maxence, film boyunca modern toplumun genel geçer tüm pratik ve değerleriyle karşı karşıya geliyor. Fakat bu karşıtlık karakterlerin isyankar tutumundan değil, bu değerlere safça bir yabancılık duymasından ileri geliyor ve film de mizahını bunun üzerine inşa ediyor. Toplumun bireylere dayattığı cinsiyet rollerinden, herkesin burun kıvırmasına rağmen içinde olmaktan kaçamadığı iş dünyası ritüellerine, aile kurumunun kaygan zemininden, din olgusunun zorlamalığına kadar birçok konuda saf ve naif karakterinin yardımıyla sessiz ama güçlü sözler söylüyor Apnée. Yönetmen Meurisse, genellikle yerli komedi filmlerini yermek için kullanılan “skeç mantığı” klişesini filmin büyük bölümünde avantajına çevirecek şekilde -bunda yer yer başvurduğu paralel kurgunun payı büyük- kullanıyor; fakat hicvetmek istediği konular, günlük hayatın ziyadesiyle aşina olduğumuz detaylarından daha derinlikli kavramlara gelince, yeterince güçlü kurgulanmamış senaryosu sebebiyle filmin akıcılığı zarar görüyor. Yine de sinema klasiklerine çaktığı selamlar, iyi tasarlanmış eleştiri üslubu ve akıllardan çıkmayacak birkaç sahnesiyle Apnée, bol bol kahkaha vaad eden içi dolu bir komedi, kayda değer bir ilk film.

Taş

Daha önce ortak yönetmenlerinden olduğu İki Dil Bir Bavul ve Babamın Sesi’yle festivallerden birçok ödülle dönen Orhan Eskiköy’ün tek başına çektiği bir kurmaca film Taş seyirciden kabulü pek de kolay sayılmacak bir talepte bulunuyor: “Ben seni atmosferime, kurduğum dünyaya sokmaya ya da ikna etmeye çalışmayacağım, sen anlattığım her şeyi doğrudan kabul edeceksin”. Bu şart kabul edilirse, her biri diğerinden daha gerçekçi olmayan çalışan günümüzün Türkiye çıkışlı sanat filmlerine kıyasla, merkezine yerleştirdiği fantastik öğelerle oldukça farklı bir seyir deneyimi sunuyor Taş. Filmin en dikkat çekici yanı da burada, günümüzün ve yakın geçmişimizin sorunlarını farklı bir yolla aktarmaya çalışmasında yatıyor. Bunu bir ölçüde başardığı da söylenebilir, fakat filminden alınabilecek zevk doğrudan başta bahsettiğim şarta bağlı. Daha önceki filmlerinde Kürt sorunuyla ilgilenirken doğrudan saf gerçeklikten yola çıkan Eskiköy’ün tek başına çektiği ilk kurmacada Türkiye’nin önü alınamayan bir başka problemi olan inanç kavramına eğilirkenki tercihinin ne denli başarılı bir sonuç verdiği tartışılabilir ama bunun cesur bir hamle olduğu da kolay kolay inkar edilemez. 

 

Paylaş!