Nelyubov | Sevgisiz

2000 sonrası Slav sinemasının yıldızı olan yönetmen Andrey Zvyagintsev’in bu yıl Cannes’da yarışan ve Jüri Ödülü ile yetinen son filmi Nelyubov, dağılmak üzere olan bir ailenin hikâyesinin göbeğine kuruluyor. Henüz başından itibaren birbirine karşı yoğun bir tahammülsüzlük beslediğine şahit olduğumuz genç çiftin karşılıklı anlaşarak boşanmaya karar vermelerinin ardından 12 yaşındaki oğulları ortadan kayboluyor. Filmin geri kalanı ise tüm profesyonel aşamalarına tanıklık ederek takip ettiğimiz kayıp çocuğun aranma sürecinden ibaret. Bir önceki filmi Leviafan (2014) ile daha çok konuşan, açıklayan ve seyircisine daha az boşluk bırakan bir anlatıma dönen Zvyagintsev, Vozvrashchenie (Dönüş, 2003) ve Izgnanie (Sürgün, 2007) gibi filmlerinde benimsediği dili artık geride bırakmayı tercih ediyor. Bu filmde de adım adım kopmadan ilerlemeyi bilen ve seyircisinden hiçbir vurguyu saklamayan senaryosu açıldıkça da ne yazık ki gördüklerimizin altını dolduracak bir metin sunamıyor. Altını tekrar tekrar çizmeyi seçtiği ve açıkçası hâlihazırda tek işleyen ‘sevgisizlik’ kozuna ise tüm filmi yaslıyor. Bu kozuna o kadar güveniyor ki kazayla hissedemeyeceğimiz ihtimaline karşı önlem alarak filmin adında dahi dillendirmeyi ihmal etmiyor. Biz de Cannes’da Jüri Ödülü’ne surat ekşiten yönetmenin bir an önce bu garantici sinema dilinden sıyrılıp taze işlere imza atmasını diliyoruz.

 

Geu-hu | Ertesi Gün

İlk filminden bu yana kurduğu kendine has dünyası ve sevenlerine o dünyayı özletmeye fırsat tanımayan üretkenliğiyle 2000 sonrası bağımsız sinemanın gözde ustalarından biri hâline gelen Hong Sang-soo, yeni filmiyle yine bekletmeden karşımızda. Bu seneki Cannes Film Festivali’nde iki filmiyle arzıendam eden yönetmenin ana yarışma seçkisinde yer alan filmi Geu-hu konusu itibarıyla Sang-soo’nun gezinmeyi sevdiği sularda geçiyor. Küçük bağımsız bir yayınevi işleten ve aynı zamanda bir roman yazarı olan ortayaşlı Bongwan, ofiste birlikte çalıştığı ve bir ay kadar önce hem kendisini hem de işini terk eden aşığı Changsook, onun bıraktığı sekreterlik pozisyonunda işe başlayan yazar olma hevesindeki genç Areum, ve Bongwan’ın başka bir ilişkisi olabileceği şüphesine düşen eşi Haejoo arasında bir ilişki çemberi oluşuyor. Hikâye içerisinde kurgusal oyunlara başvurarak karakterlerini bir kukla eğlencesinin parçasıymışcasına komik ya da zor durumlara düşürmeyi seven yönetmen, bu filmde basit bir kesişme yaratıp iplerini karakterlerinin zaaflarını ve inançlarını gösterecek yöne doğru çekiyor. Filmografisinin bütününe baktığımızda her yeni filmiyle tek bir öykü kitabının yeni bir parçasını okuyormuşuz hissi yaratan Hong Sang-soo’nun sineması az bulunur lezzetini korumayı sürdürüyor.

Paylaş!