I AM NOT A WITCH | BEN CADI DEĞİLİM
9 yaşındaki Shula’nın cadı olarak suçlanmasıyla başlayan film, seyirciyi bir Zambiya köyünde yaşanan absürt olaylarla buluşturuyor. Shula’ya iki seçenek sunulur; ya cadıların seyyar kampına katılacak ve onlarla saatler boyu tarlada çalışmak, turistler gelince onlara cadı olduklarını inandırmak ve köyde bir suç işlendiğinde suçluyu tespit etmek gibi görevleri üstlenecektir ya da keçiye dönüşecektir. Verdiği kararlar doğrultusunda kendisinden onlarca yaş büyük kadınlar aynı kampta yaşamaya başlayan Shula, bu cadı yalanının en büyük sömürüsü hâline gelecektir. Rungano Nyoni’nin üçüncü uzun metrajı olan I Am Not A Witch, sosyopolitik okumalar yapmaya oldukça müsait olan bir film. Üzerine inşa edilen absürt düşünceden bir an bile kopmaması sebebiyle hem alt metniyle hem de komedi ögeleriyle öne çıkıyor. Filmde anlatılanlar Zambiya’nın bir köyünde geçiyor olsa da Nyoni’nin bu harika filmi adeta Platon’un mağara alegorisi gibi her dönemde ve her yerde karşılaşılabilecek bir alt metinle seyirci karşısına çıkıyor. İlk gösterimini Cannes Film Festivali’nde yapan ve British Independent Film Awards, Adelaide, Toronto, London gibi festivallerde de gösterilen film, “iyi ki !f var” dedirten ve her sinemasever için bu yılın en iyi keşfi olmaya aday bir yapım.

LAST FLAG FLYING | SON KAHRAMAN
1960 doğumlu Amerikalı yönetmen Richard Linklater, özellikle doksanların başındaki Slacker (1991) ve Dazed and Confused (1993) gibi filmlerle tanıdığımız ve ardından Waking Life (2001), Before Üçlemesi (1995, 2004, 2013), Boyhood (Çocukluk, 2014) gibi yapımlarla kendisini bir yönetmen olarak tüm dünyaya kanıtlamış, Oscar, Bafta ve Altın Küre Ödülleri’nde sık sık duyduğumuz bir yönetmen. Bir yol hikâyesi üzerine kurduğu filmi Last Flag Flying, oyuncu kadrosu, hikâyesi ve fragmanıyla !f’in en ilgi çekici yapımlardan biriydi. Bu ilgiyi hak ettiğini söylemek de mümkün. Üç Vietnam gazisini yıllar sonra bir araya geldiği film, Larry Shepherd’ın asker olan oğlunu kaybetmesi üzerine Vietnam’daki en yakın arkadaşları olan Sal ve Mueller ile tekrardan bir araya gelmesini ve oğlunu onlarla birlikte defnetme isteğini konu alıyor. Mülayim bir aile babasına dönüşen Larry, tek başına bar işleten ve ağzından küfür eksik olmayan Sal ve papaz Mueller’in çıktığı bu yolculuk Larry’nin ricası üzerine gibi gözükse de bu üç gazinin Vietnam zamanından halletmediği meselelerinin olması filmin kurgusunda oldukça başarılı bir anlatımla seyirciye sunuluyor. Daha önce New York Film Festivali’nde de gösterilen film, bir daha bir araya geleceğini hiç düşünmeyen üç savaş gazisinin renkli ancak hüzünlü hikayesini alışık olduğumuz Richard Linklater’ın neredeyse her filminde karşımıza çıkan zamanın geçişi üzerine kurulan diyaloglarla birlikte sunulan, keyifli bir film.

Paylaş!