78/52: HITCHCOCK’S SHOWER SCENE | 78/52: HITCHCOCK’UN DUŞ PERDESİ
Bir kameranın pozisyonu sahnenin akışında neleri değiştirir? Bir sahnedeki her kesme anlamı nasıl etkiler? Sinemanın dili genellikle bu cevapların üzerine yürütülen akılların toplamıyla kendini var ediyor. Bu dil her çağda, her toplumsal olayda, sanatın biçim değiştirmeye ihtiyaç duyduğu her gelişmede kendine dönüp yeni anlamlar yaratmanın derdine düşüyor. Hitchcock’un 1960 yapımı Psycho’su (Sapık) sinema dilinin gelişimi üzerine sinemayla az çok ilgili herkese sonsuz bir bilgi hazinesi bırakacak kadar çok ayrıntı içeriyor. Belgesel yönetmeni Alexandre O. Philippe ise bir sinema başyapıtının yıllar geçmesine rağmen anlamını nasıl koruduğuna dair bir arayışa çıkıp 78/52: Hitchcock’s Shower Scene’i sunuyor bizlere. Belgeselin anlatımı Psycho’nun öne çıkarmak istediği meselelerle eşleşiyor Philippe’in gözünde. 60’ların Amerikan toplumundan dönemin siyasal yapısına, Hitchcock’un genel planlarının ve gözetleyen kamerasının nasıl işlevsel bir boyut kazandığına tanık olmak, filmin miras bıraktığı sinematik ögelerin incelenmesiyle mümkün. Modernizasyonun sonucundaki bireyselleşmenin kendi içinde var ettiği korku toplumunu üç dakikalık bir duş sahnesinde verebilmek de Hitchcock’un marifeti. Belgesel bütününde bu marifetin inceliklerine odaklanırken, izleyici ya da üretici fark etmeden sinemayla ilgili olan herkesten de bir görüş alıyor. Hitchcock’un gözetleyen sinema dili yerini konuşmacıların sinema tarihini keşfeden meraklı bakışlarına bırakıyor.

THE DEATH OF STALIN | STALİN’İN ÖLÜMÜ
Adını, dizi sektöründe oldukça önemli bir noktada bulunan Veep’le iyice sağlamlaştırmış olan Armando Iannucci, yine bir politik komedinin peşinde. Kara mizahın farklı katmanlarını keşfetme derdindeki Iannucci, Amerika’nın siyasi yapısının çürümüş tüm yanlarını kahkahalar eşliğinde gösterirken, iğneyi kendine batırması gerektiğinin farkındaydı. Yönetmenin son filmi The Death of Stalin (Stalin’in Ölümü, 2017) ise dünya tarihine bir diktatörün ölümünün izinden bakma yolunu seçmiş. Joseph Stalin dönemindeki Sovyet Rusya’nın yapısı ve toplumun içinde bulunduğu duruma bugüne kadar anlatılanlar ışığında yeni bir perspektiften bakmak isteyen Armando Iannucci’nin yardımcısı yine komedi türünün olanakları olmuş. Stalin burada da bildiğimiz gibi beyin kanamasından ölüyor. Rusya’nın 1922’den 1953’e kadar gelen siyasal atmosferi yine tarih kitaplarındaki gibi… Tüm ülke diktatörün etkisinde… Fakat beyin kanamasının nedeninden, tüm Rusya’nın İngiliz aksanıyla konuşmasına, görev değişikliklerinin sebeplerine kadar her şey bir fıkranın gerçekliği sorgulanacak parçaları gibi. Eski ve anlatılmaktan sararmış tarihe, klişe söylemler ve makyaj esiri kadrajlardan bakmak yerine yeni laflar üretmeyi öneriyor yönetmen The Death of Stalin’de. Gerçekliğin bize ezberletilen yanıyla dalga geçebilmek için bir özgürlük alanı açıyor. Mizahın işlevini de bu özgürlük alanı içinde yüceltiyor. The Death of Stalin, tarihe bakma konusunda izleyicilere de cesaret kazandırmak bakımından kayda değer bir yapım olarak karşımıza çıkıyor.

Paylaş!