HMYZ | BÖCEK
Karel ve Josef Čapek’in 1921 yılında yayınlanan “Böcekli Oyun” adlı satirik dramaları Jan Švankmajer’in son filmi Hmyz için harç oluyor. Çekoslavakya’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki atmosferini böceklerin dünyasından dile getiren eserin satirik dilinin kaynağı alegorik yapısında saklı. Švankmajer bu taşlama metnini kendi üslubunca yeniden düzenliyor ve birbirleriyle diyalog hâlinde olan metinlerden yeni bir anlam yaratıyor. Yönetmenin sinema geleneğinin de bir özetini sunan Hmyz, live-action ve stop-motion’ın kendi aralarındaki görsel alışverişinin yanında, tiyatro ve sinema geleneğine getirdiği yaklaşımla da oldukça dikkat çekiyor. Tiyatro metninin sahnelenmesinden, bu durumun seyircilerin algısını yöneten bir aracıyla kayıt altına alınmasına birçok farklı perspektifi aynı anda yansıtan Švankmajer’in bir yazar prensibiyle kameranın karşısına geçmesi, filmin anlatı araçlarına karşı geliştirdiği üslubun da temsili. Kendi coğrafyasının insanlarına ve toplumun siyasi atmosferine yaklaşımının metinlerarası bir izlek üretmesi, Hmyz’in yerelden evrensele uzanan dilini, oyunun kurduğu satirik atmosferle yeni bir boyuta taşıyor. Provanın kesildiği yerde kameranın devreye girmesi, oyuncuların karakterlerini tanımları, prologlar ve epiloglar ve bunların arasındaki Kral Lear göndermeleri tüm insanlığın tüm çağlarına yetecek biçimsel araçlar olurken, Jan Švankmajer’in kariyerini noktaladığı gerçeğiyle birlikte perdeyi kapatıyor Hmyz.

LES GARÇONS SAUVAGES | VAHŞİ OĞLANLAR
1999 yılından bu yana sürdürdüğü kısa film yönetmenliğini 2017’de Les garçons sauvages’la -şimdilik- sonlandıran Bertrand Mandico, vahşi ve ilkel bir yolculuğun temellerini keşfetme derdinde. 20. yüzyılın başlarında geçen hikâye, beş erkek çocuğun doğaya hükmetmenin cazibesiyle şekillenen suçlarıyla başlıyor. Cinsel saldırıların başı çektiği eylemlerin sonrasında geçirecekleri ıslah ve eğitimle birlikte filmin anlatı yapısı da boyut değiştiriyor. Beş kişilik bir tarikat olarak yola çıkan grubun bu yolculukta geçirdiği süreçler, filmin siyah beyaz ve vahşi hayal dünyası içinde yeni bir gerçeklik düzlemi oluşturuyor. Doğada kendi varoluşlarının parçalanmasına şahit olan beş erkeğin tahakküm kavramını anlamaya yönelik aldıkları dersler, ilkel dürtülerin insan zihninde yarattığı illüzyonu da takip etmeye zemin hazırlıyor. Bertrand Mandico, renkleri bir toz bulutunun içinde eriterek erkeklerin dünyasının zaaflarla dolu yapısının bir örneğini sunarken, karakterlerin dönüşümünü de maceraya atıldıkları ormanın kurallarıyla gerçekleştiriyor. Vahşiliğin kaynağını da cezasını da içinde taşıyan orman, türlü Freudyen oyunlarıyla rehber olurken bu tribal yolculuğun anlamını keşfetmeye başlayan vahşiler “ceza” olarak gördükleri kimliklerle mahkum edilerek intikamın ihtişamlı ve soğuk sonuna ulaşıyorlar. Erk kavramının yarattığı tüm suçlara ortaya konulan intikamla kılıç çeken Les garçons sauvages anlatı başarısını, bu dönüşümü yaşatan birbirinden yetenekli beş kadın oyuncusuyla da taçlandırıyor.

Paylaş!