Kategori

YAZILAR

Die Angst des Tormanns beim Elfmeter: Boşlukta Tek Başına

“Eylemleri ve nesneleri algılayışı ona başka eylemler ve nesneler değil, sezişler ve duygular anımsatıyor ve duyguları geçmiştenmişlercesine değil, şimdi oluyorlarmış gibi yeniden yaşıyor; utanç ve bulantı duygularını anımsamıyor, utanç ve bulantıyı doğuran nesneleri anımsayamadığı bu anda gerçekten utanç duyuyor ve

Those Glory Glory Days: Geçmişin Zaferi

Danny Blanchflower, radyo yayınında bile oyundaki hakimiyetini gözlerde canlandırıyor. 60’ların başında gündelik hayatını sürdüren insanlar, İngiltere ve kupanın bir adım gerisinde Tottenham Hotspur statta çember oluşturmuş. Londra’nın büyük bir futbol sahasına dönüştüğü atmosferin asıl muhattapları ise bir grup arkadaş: Julia,

Zidane, un portrait du 21e siècle: Zizou ile 90 Dakika

“Her gün nereden geldiğimi düşünüyorum ve hâlen kendi kimliğimden gurur duyuyorum: ilk önce La Castellane’den bir kabilim, sonra Marsilya’dan bir Cezayirli ve son olarak bir Fransızım.”
Zinédine Zidane

Fever Pitch: Bir Futbol Takımıyla İlgili Olasılıklardan Birine Doğru

İngiliz yazar Nick Hornby’nin romanlarının merkezine yerleştirdiği futbol ve müzik tutkusu gibi temalar, çağdaşlarından ayrı bir kulvarda devam ettirdiği kariyerine hatırı sayılır bir hayran kitlesi getirmişti. Mizahı elden bırakmayan kalemi, gündeliğin içine sızmış kalıplara darbeler vuran yaratıcı bakış açısı ve

Die elf Teufel: Futbolun Özlenen Ruhu

“Neden daha zengin bir kulübü yenemeyelim ki!
Bir çanta dolusu paranın gol attığını ömrü hayatımda görmedim”
Johan Cruyff

You Were Never Really Here: Bilinç Sineması

Hafıza nasıl çalışır? Neyi, ne şekilde hatırlarız? Hafıza bir bütün müdür, yoksa parçalardan mı meydana gelir? İlk gençlik günlerimizde hoşlandığımız bir kişiye duygularımızı ilk kez ifade ettiğimiz anın dakikalar öncesinde neler yaptığımızı hatırlıyor muyuz; ya da ailemizle girdiğimiz ilk ateşli

Karanlıkta Tek Başına Güreşenler

Eğer sağlıklı düşünebilseydim Leonard, sana karanlıkta tek başıma güreştiğimi söylerdim. Sadece benim bildiğim, derin bir karanlıkta.”
(Michael Cunningham-Saatler)

2018’de karşımıza çıkan You Were Never Really Here (Hiçbir Zaman Burada Değildin) ve Madeline’s Madeline (Madeline Madeline’i Oynuyor), bize sinema ve

Film Stars Don’t Die in Liverpool: Sadece Yıldızlar Hayatta Kalır

40’lı yılların Amerikan sinemasının en parlak dönemi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Citizen Kane (Yurttaş Kane,1941) It’s a Wonderful Life (Şahane Hayat, 1946), The Best Years of Our Lives (Hayatımızın En Güzel Yılları, 1946) gibi filmlerin yanı sıra Orson Welles, Humphrey

Miloš Forman Anısına

Miloš Forman’ın sinemaya başlama şekli de filmlerinde sıklıkla yer verdiği trajikomik durumları andırır. Tiyatro okumak isterken, okula kabul edilmeyince soluğu o sırada Prag’da yeni açılmış olan Famu Sinema Akademisi’nin kapısında alır. Bir bakıma tesadüfen başvurduğu bu okula kabul edilmesiyle başlayan

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #9 – La Telenovela Errante

Sinema tarihinin en üretken yönetmenlerinden biri olan Raul Ruiz’in “posthumous” niteliği taşıyan filmi La Telenovela Errante, 37. İstanbul Film Festivali kapsamında ülkemizde ilk kez sinemaseverlerle buluştu. 2011’de aramızdan ayrılan Ruiz’in 1990’da Şili’de 16 mm’ye çektiği görüntülerin üzerine yönetmen ve

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #8 – Madeline’s Madeline, Contes de juillet

MADELINE’S MADELINE | MADELINE MADELINE’İ OYNUYOR

Bağımsız sinemanın yakın takipçilerinin ilgiyle karşıladığı iki sarsıcı uzun metrajın ardından, yaptığı sinemanın sınırlarını tanımış ve karakterleştirmiş bir yönetmen olarak karşımıza çıkıyor Josephine Decker. Üçüncü uzun kurmacası Madeline’s Madeline, kendisinin bir genç yetenekler

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #7 – Ex Libris: The New York Public Library, My Generation

EX LIBRIS: THE NEW YORK PUBLIC LIBRARY | EX LİBRİS: NEW YORK HALK KÜTÜPHANESİ

Frederick Wiseman ilk belgeseli Titicut Follies’den (1967) bugüne, kurumların ve onların uygulamalarının görünürlüğü adına bir yönetmenlik anlayışı biçimlendirdi. Kamerasını kişilere, kurumlara ve duruma bir müdehale

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #6 – Obscuro Barroco, Disobedience

OBSCURO BARROCO

Kamerasını Brezilyalı ikonik kuir figürü Luana Muniz’e doğrultup bir insanla bir şehir arasından kurulabilecek paralelliklerin peşine düşüyor yönetmen Evangelia Kranioti bu ikinci belgeselinde. Rio de Janeiro görüntüleri üzerine konuşurken dinliyoruz Muniz’i. Burayı hem cennet hem de cehennem gibi

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #5 – Fotbal Infinit, Caniba

FOTBAL INFINIT | SONSUZ FUTBOL

Bükreş’in Doğusu, Politist, adjectiv, Bükres’e Gece Çöktügünde Ya Da Metabolizma, ve Hazine gibi filmlerinden hatırladığımız Çağdaş Romen Sinemasının önemli yönetmenlerinden Corneliu Porumboiu’nun Şubat ayında Berlinale Forum bölümünde açılan yeni belgeseli Fotbal Infinit, futbol üzerine

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #4 – Twarz, The Rider

TWARZ | YÜZ

Dünyanın en yüksek İsa heykelinin dev gölgesi altında ilerleyen bir film Twarz. Polonya’nın Świebodzin kentinde bulunan bu heykelin yapımında işçi olarak çalışan Jacek, bulunduğu kasabanın içinde epey ayrıksı bir yerde duruyor. İnsanların kiliseye gitmekten başka bir

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #3 – Transit, Korparna

TRANSIT | TRANSIT

Yitip giden bir ömrün izine bir şehirde ne kadar daha rastlanabilir? Geçtiğimiz bir sokağa düşen gölgemiz ya da bastığımız topraktaki ağırlığımız ardımızda ne kadar daha kalır? Bir boşluğu bekleyen, bir boşluğu arayan hatta zaman zaman o boşluğu

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #2 – Lean on Pete

Andrew Haigh’in 45 Years’ın (45 Yıl, 2015) sonrasında bizleri karşıladığı son filmi Lean on Pete, geçtiğimiz sene Cannes Film Festivali’nden beri merak ettiğimizin filmlerin başında geliyordu. Haigh’in şimdiki zamanda sıkışıp kalmış durumdan geçmiş ve geleceğe dair yol çizecek

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #1 – Matangi/Maya/M.I.A., The Greenaway Alphabet

MATANGI/MAYA/M.I.A.
M.I.A. 2012 yılında Madonna’ya eşlik ettiği Super Bowl devre arası şovunda kameraya orta parmağını gösterip gündemin tepesine oturduğunda üç tane başarılı albüm yayınlamış, hem Oscar’a hem Grammy’ye aday gösterilmiş kariyerinin zirvesinde bir müzisyendi. Steve Loveridge imzalı belgesel Matangi/Maya/M.I.A. Sri

Thelma: Dışarıda ve Uzak

Joachim Trier’in ilk uzun metrajı Reprise’ın (Tekrar, 2006) açılışında posta kutusu önünde konuşan iki genç erkek ile karşılaşırız. Gençlerden biri kendisine şu soruyu sorar: “Gerçekten dünyayı buna maruz bırakmak istiyor muyum?” Trier’in bir yönetmen olarak kendisini dünyaya sunuş şeklidir

Phantom Thread: Terzinin Gizli Laneti

Paul Thomas Anderson, itaat kavramını ve yetkinlik alanı zedelenmiş benliğin çıkmazlarını resmetmek konusunda kendi sinema dilini her filminde bir üst seviyeye çıkaran ve her yönetmene nasip olmayan bir yol izledi. Yönetmenin ilk filmi Sydney’den (1996) şimdilik son filmi Phantom

!f Yeni: Yeninin Mekâna Bağlı Arayışı

Bu yıl !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nde ilk kez yer alan “!f Yeni” bölümü, üzerinde yaşadığımız coğrafyadan çıkan ve bu coğrafya hakkında sözü olan yapımları bir araya getiren bir seçkiyle seyircikarşısına çıktı. Bölüm adının da belli ettiği üzere, bu başlık

© 2019 — APARTMAN SİNEMASI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR — YUKARI ↑