Kategori

YAZILAR

17. Filmekimi Günlükleri #8 (Mandy)

Mandy | Mandy

Uzaylılarla bir tür işbirliği içinde yer alan tuhaf bir tarikat tarafında kurban edilen karısının intikamını almak için yola koyulan Nicolas Cage’in merkezinde yer aldığı bir film Mandy. Kulağa zaten yeterince tuhaf gelen bu fikir, yönetmen Panos

17. Filmekimi Günlükleri #7 (The Kindergarten Teacher)

The Kindergarten Teacher | Anaokulu Öğretmeni

Yetişkin olmak, kendini gerçekleştirme yolculuğumuzda yolumuzu kaybettiğimiz, nereden gelip nereye gittiğimizin tereddütleriyle dolu, geçmişte takip ettiğimiz patikaların doğruluğundan şüphe duyduğumuz bir ana karşılık gelir. Zaman daralmaktadır ve ne olduğunu hâlâ bilmediğimiz o hedeften, hayal

17. Filmekimi Günlükleri #6 (Dogman, Leave No Trace)

Dogman | Dogman

Gomorrah (2008) filminin “Martin Scorsese sunar” başlığıyla gösterilmesi ile birlikte Matteo Garrone, sinema dünyasının ilgi odağı yönetmenlerinden birisi olmayı başarmıştı. Asıl soru, yeni bir City of God (Tanrı Kent, 2002) olarak gündeme gelen filmden sonra yönetmenin aynı …

17. Filmekimi Günlükleri #5 (Manbiki kazoku, Plaire, aimer et courir vite)

Manbiki kazoku | Arakçıklar

Hirokozu Kore-eda’nın sık sık ziyaret ettiği Cannes’dan bu kez kucağında bir Altın Palmiye ile dönmesine vesile olan Manbiki kazoku, yönetmenin etrafında dolanmayı sevdiği aile meselesine bakışını hakkıyla toparlayan, kariyer özeti bir film. Düşük bir emekli …

17. Filmekimi Günlükleri #4 (Climax)

Climax | Climax

Filmlerinin tavizsiz hayranları olduğu kadar, nefret edenleri de olan, çağımızın en tartışmalı yönetmenlerinden Gaspar Noé, Climax’le -tabii ki istisnaları bir kenara koyarak- izleyicileri kendi safına çekmiş gibi görünüyor. Öyle ki filmin yarattığı heyecan dalgası dünya prömiyerini yaptığı …

17. Filmekimi Günlükleri #3 (Capharnaüm)

Capharnaüm | Kefernahum

Bu yıl Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nü kazanan Capharnaüm (Kefernahum), Filmekimi salonlarında alkışlarla kapanış yapan filmlerden. Film, Beyrut’un kenar mahallelerinde hayatta kalmaya çalışan 12 yaşındaki Zain’in, ailesini onu dünyaya getirip böyle bir sefalete mahkum ettiği için dava

17. Filmekimi Günlükleri #2 (The Favourite, Under the Silver Lake)

The Favourite | Sarayın Gözdesi

Yorgos Lanthimos, 1995’ten bugüne yönetmenlik kariyerinde kendine ait dilin yapısını ve yapboz gibi hikâyelerinin varacağı sınırları ustalıkla geliştirdi. Yönetmenin geniş kitlelerce de tanınmasına vesile olan ve özellikle 2005 yapımı Kinetta’dan bu yıla uzanan grift

17. Filmekimi Günlükleri #1 (Un couteau dans le coeur, We The Animals)

Un Couteau dans le coeur | Kalpteki Bıçak

Yann Gonzales’in ikinci uzun metrajı olan Un couteau dans le coeur (Kalpteki Bıçak, 2018), 1979 yılının Paris’ini mesken tutuyor. Oyuncularına dadanmış bir seri katilden muzdarip olan porno film yapımcısı Anne’nin mücadelesini …

Adana Film Film Festivali’nin Ardından: Yenilik Arayışları

25. Adana Film Festivali, daha önceki birçok festival gibi sona ererken, sinemanın zaman zaman tekdüzeleştiğine dair oluşan karamsar tabloyu programındaki bazı filmlerin nitelikleriyle bir nebze olsun dağıttı. Birbirinden ayrı coğrafyalardan gelen farklı deneyim düzeylerine sahip yönetmenlerin çok farklı özelliklere bezeli

Yıllık Özel 50. Yaş Dosyası #2: 1968

Sinemanın yarattığı anlamı, dönemin ve toplumun ruhunu bir kenara bırakarak incelemek olanaksız. Doğrusal bir çizgide ilerlemeyen bu kolektif sanatı biçimlendiren her dönemeç, yönetmenlerin perdeye yansıttıkları görüntülerin de zamanın ruhuna göre şekillenmesine olanak tanıyor. Toplumun ve sosyal dinamiklerin değişimi hareketli görüntünün

Sen Neymişsin Be Cannes?

Rivayete göre Lumière kardeşlerin ilk filmlerinden birinde gara yaklaşan trenin üzerlerine geldiğini zanneden seyirciler dehşete kapılıp salonu terk eder. İşte tam da perdeye yansıyan görüntülerin gerçeklik yerine geçtiği bu noktada başlar sinema. Seyirci ve film arasında imzalanan bu anlaşma, gerçeklik

Claude Lanzmann: Orada Olmayan Şey

Yirminci yüzyıl tarihi ve bu tarihi kurgulayan modern insanın arasındaki dinamiklerin filmlerdeki temsili, bugün dahi sinema çevrelerinde güncelliğini koruyan konulardan biri… Çoğu zaman senaryo için arka plan görevi gören bu insanlık travmalarının, toplumsal hafızanın yeniden inşasında bir araç olarak kullanıldığı

Rättskiparen: Kimseye Ait Olmayan Gol

18 Kasım 2009… Şöyle kısaca bir düşündüğümüzde belki birçoğumuz için ‘ee, yani?’ sorusunu peşi sıra sordurtabilecek bir tarih olabilir. Hatırlatma amaçlı futbol anahtar kelimesini versek bile bir şeyleri anımsamada zorluk yaşayabiliriz. Ancak İsveçli hakem Martin Hansson ve İrlanda Cumhuriyeti Milli

The Class of 92: Birimiz Hepimiz İçin

Benjamin ve Gabe Turner’ın 2013 yapımı belgeselleri The Class of 92 (92 Sınıfı) Manchester United’a en şaaşalı dönemini yaşatan altın jenerasyonun hikâyesini anlatıyor. Bir masa etrafında altı büyük futbolcu ve birbirinden anlatılmaya değer, unutulmaz anılar…

Alex Ferguson 1986 yılında Manchester

Offside: İktidara Atılan Gol

Jafar Panahi, kendi memleket hikâyelerinde kadınların toplumdaki konumu –ya da olmayan konumu- üzerine kafa yorup mevcut sisteme sadece varoluşlarıyla bile muhalif olabilecek kadınları karşımıza sıklıkla çıkarıyor. Bu damardan en iyi filmine Dayereh (Daire, 2000) ile imza atan Panahi, Dayereh’ten

Al doilea joc: Bükreş’e Kar Düştüğünde

A fost sau n-a fost? Orada (bir devrim) oldu mu, olmadı mı?

Corneliu Porumboiu’nun ilk uzun metrajı A fost sau n-a fost?’un (Bükreş’in Doğusu, 2006) merkezinde ve aynı zamanda Rumence isminde ikamet eden soru bu. Romanya devriminin nihayet gerçekleştiğini

The Damned United: 44 Lanet Gün

“Yorkshirelı bir Adamdım ve bir Büyücü’ydüm-
Ve seni lanetledim!
Önce yetenekle, sonra yenilgiyle-
Seni lanetledim!
Yenilgi ve sonra yetenek, yetenek ve sonra yenilgi-
Sen kaybedene kadar, sen terk edene kadar-
Seni lanetledim, Brian. Kahrol, Cloughie.”
David Peace, Lanet Takım

Die Angst des Tormanns beim Elfmeter: Boşlukta Tek Başına

“Eylemleri ve nesneleri algılayışı ona başka eylemler ve nesneler değil, sezişler ve duygular anımsatıyor ve duyguları geçmiştenmişlercesine değil, şimdi oluyorlarmış gibi yeniden yaşıyor; utanç ve bulantı duygularını anımsamıyor, utanç ve bulantıyı doğuran nesneleri anımsayamadığı bu anda gerçekten utanç duyuyor ve

Those Glory Glory Days: Geçmişin Zaferi

Danny Blanchflower, radyo yayınında bile oyundaki hakimiyetini gözlerde canlandırıyor. 60’ların başında gündelik hayatını sürdüren insanlar, İngiltere ve kupanın bir adım gerisinde Tottenham Hotspur statta çember oluşturmuş. Londra’nın büyük bir futbol sahasına dönüştüğü atmosferin asıl muhattapları ise bir grup arkadaş: Julia,

Zidane, un portrait du 21e siècle: Zizou ile 90 Dakika

“Her gün nereden geldiğimi düşünüyorum ve hâlen kendi kimliğimden gurur duyuyorum: ilk önce La Castellane’den bir kabilim, sonra Marsilya’dan bir Cezayirli ve son olarak bir Fransızım.”
Zinédine Zidane

Fever Pitch: Bir Futbol Takımıyla İlgili Olasılıklardan Birine Doğru

İngiliz yazar Nick Hornby’nin romanlarının merkezine yerleştirdiği futbol ve müzik tutkusu gibi temalar, çağdaşlarından ayrı bir kulvarda devam ettirdiği kariyerine hatırı sayılır bir hayran kitlesi getirmişti. Mizahı elden bırakmayan kalemi, gündeliğin içine sızmış kalıplara darbeler vuran yaratıcı bakış açısı ve

© 2018 — APARTMAN SİNEMASI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR — YUKARI ↑