Kategori

İSTANBUL FİLM FESTİVALİ

38. İstanbul Film Festivali #7 (Ich war zuhause, aber, The Mountain)

Ich war zuhause, aber l Evdeydim, Ama

Berlin Film Okulu hareketinin kurucu üç şövalyesinden biri olan Angela Schanelec’in son filmi Ich war zuhause, aber, anlatıların ölümünü ilan eden postmodernizmin sözcülerinden biri adeta. Film bir olay örgüsünden çok, karşılaşmaları ve

38. İstanbul Film Festivali Günlükleri #6 (High Life, Grâce à Dieu)

High Life

Claire Denis’in geçtiğimiz aylardan bu yana Türkiye’de merakla beklenen son filmi High Life, festival seçkisinin en çok göze çarpan filmlerinden biri olmuştu. Denis’in tür sinemasıyla iç içe geçtiği ve bir bakıma kendi filmografisi içinde oldukça ayrı bir

38. İstanbul Film Festivali Günlükleri #5 (The Dig, Joel)

The Dig l Kazı

Kuzey İrlandalı kardeşler Andrew Tohill ve Ryan Tohill’in ilk uzun metrajlı filmi olan The Dig İstanbul Film Festivali kapsamında seyircisiyle buluştu. Kuzeyin soğuk, renksiz, mat atmosferi on beş yıldır süren bir aile dramı ile örtüşmekte.  Baba

38. İstanbul Film Festivali Günlükleri #4 (Fourteen, C’est ça l’amour)

Fourteen | On Dört

Amerikan bağımsız sinemasının çıkış noktası olarak sıklıkla John Cassavetes’in filmleri, özellikle de büyük ölçüde doğaçlama diyaloglarla çekilmiş ve New York sokaklarını anlatısının merkezine yerleştiren, 1958 tarihli ilk filmi Shadows işaret edilir. Aradan geçen uzun süre zarfında

38. İstanbul Film Festivali Günlükleri #3 (Muere, monstruo, muere, Kraben rahu)

Muere, monstruo, muere l Mahvol, Mahluk, Mahvol

Dağlık bir bölgede arka arkaya işlenen kadın cinayetlerini aydınlatmakla görevlendirilmiş polis memuru Cruz’un, yaşadıklarını idrak edebilme mücadelesine odaklanan Muere, monstruo, muere,  geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nin Belirli Bir Bakış bölümünde ilk kez

38. İstanbul Film Festivali Günlükleri #2 (Peterloo, Happy New Year, Colin Burstead)

Peterloo

Mr. Turner ile 19. yüzyıla çevirdiği kamerasını bir süre daha orada tutmaya devam eden İngiliz yönetmen Mike Leigh’in son filmi Peterloo, 16 Ağustos 1819’da gerçekleşen Peterloo Katliamı’nın sebeplerini giriş ve gelişme örgüsüylebeyazperdeye taşıyor. Waterloo Savaşı’ndan dönen bir askerin,

38. İstanbul Film Festivali Günlükleri #1 (Yuva, Les confins du monde)

Yuva

Emre Yeksan’ın ikinci uzun metrajı Yuva, belki de ileride sinemamızın en iyileri arasında adını anacağımız yönetmenin yeni ve sağlam bir adımı. Her şeyden kaçıp ormanın içindeki bir kulübede yaşamayı seçen Veysel ve onu oradan çıkartmak için şehirden gelen

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #9 – La Telenovela Errante

Sinema tarihinin en üretken yönetmenlerinden biri olan Raul Ruiz’in “posthumous” niteliği taşıyan filmi La Telenovela Errante, 37. İstanbul Film Festivali kapsamında ülkemizde ilk kez sinemaseverlerle buluştu. 2011’de aramızdan ayrılan Ruiz’in 1990’da Şili’de 16 mm’ye çektiği görüntülerin üzerine yönetmen ve

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #8 – Madeline’s Madeline, Contes de juillet

MADELINE’S MADELINE | MADELINE MADELINE’İ OYNUYOR

Bağımsız sinemanın yakın takipçilerinin ilgiyle karşıladığı iki sarsıcı uzun metrajın ardından, yaptığı sinemanın sınırlarını tanımış ve karakterleştirmiş bir yönetmen olarak karşımıza çıkıyor Josephine Decker. Üçüncü uzun kurmacası Madeline’s Madeline, kendisinin bir genç yetenekler

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #7 – Ex Libris: The New York Public Library, My Generation

EX LIBRIS: THE NEW YORK PUBLIC LIBRARY | EX LİBRİS: NEW YORK HALK KÜTÜPHANESİ

Frederick Wiseman ilk belgeseli Titicut Follies’den (1967) bugüne, kurumların ve onların uygulamalarının görünürlüğü adına bir yönetmenlik anlayışı biçimlendirdi. Kamerasını kişilere, kurumlara ve duruma bir müdehale

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #6 – Obscuro Barroco, Disobedience

OBSCURO BARROCO

Kamerasını Brezilyalı ikonik kuir figürü Luana Muniz’e doğrultup bir insanla bir şehir arasından kurulabilecek paralelliklerin peşine düşüyor yönetmen Evangelia Kranioti bu ikinci belgeselinde. Rio de Janeiro görüntüleri üzerine konuşurken dinliyoruz Muniz’i. Burayı hem cennet hem de cehennem gibi

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #5 – Fotbal Infinit, Caniba

FOTBAL INFINIT | SONSUZ FUTBOL

Bükreş’in Doğusu, Politist, adjectiv, Bükres’e Gece Çöktügünde Ya Da Metabolizma, ve Hazine gibi filmlerinden hatırladığımız Çağdaş Romen Sinemasının önemli yönetmenlerinden Corneliu Porumboiu’nun Şubat ayında Berlinale Forum bölümünde açılan yeni belgeseli Fotbal Infinit, futbol üzerine

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #4 – Twarz, The Rider

TWARZ | YÜZ

Dünyanın en yüksek İsa heykelinin dev gölgesi altında ilerleyen bir film Twarz. Polonya’nın Świebodzin kentinde bulunan bu heykelin yapımında işçi olarak çalışan Jacek, bulunduğu kasabanın içinde epey ayrıksı bir yerde duruyor. İnsanların kiliseye gitmekten başka bir

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #3 – Transit, Korparna

TRANSIT | TRANSIT

Yitip giden bir ömrün izine bir şehirde ne kadar daha rastlanabilir? Geçtiğimiz bir sokağa düşen gölgemiz ya da bastığımız topraktaki ağırlığımız ardımızda ne kadar daha kalır? Bir boşluğu bekleyen, bir boşluğu arayan hatta zaman zaman o boşluğu

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #2 – Lean on Pete

Andrew Haigh’in 45 Years’ın (45 Yıl, 2015) sonrasında bizleri karşıladığı son filmi Lean on Pete, geçtiğimiz sene Cannes Film Festivali’nden beri merak ettiğimizin filmlerin başında geliyordu. Haigh’in şimdiki zamanda sıkışıp kalmış durumdan geçmiş ve geleceğe dair yol çizecek

37. İstanbul Film Festivali Günlükleri #1 – Matangi/Maya/M.I.A., The Greenaway Alphabet

MATANGI/MAYA/M.I.A.
M.I.A. 2012 yılında Madonna’ya eşlik ettiği Super Bowl devre arası şovunda kameraya orta parmağını gösterip gündemin tepesine oturduğunda üç tane başarılı albüm yayınlamış, hem Oscar’a hem Grammy’ye aday gösterilmiş kariyerinin zirvesinde bir müzisyendi. Steve Loveridge imzalı belgesel Matangi/Maya/M.I.A. Sri

İstanbul Film Festivali Günlükleri #8 (Liberami, Omor Shakhsiya)

Liberami – Kurtar Beni 

Yarattığınız ya da yaratmaya çalıştığınız “fiction” ne kadar özenli olursa olsun gerçeğin en pür hali kadar etkilemesi çok zor. Sinemanın çapının büyümesini ve hiçbir zaman ölmeyeceğini kanıtlayan şey de bu iki kavramın çarpışması kuşkusuz. Hele ki

İstanbul Film Festivali Günlükleri #7 (La mort de Louis XIV)

Katalan yönetmen Albert Serra’nın son çalışması, adının da tam olarak karşıladığı şekilde, gelmiş geçmiş en önemli hükümdarlardan olan XIV. Louıs’nin hastalanıp adım adım ölüme gidişini oldukça sakin bir tempoda sunuyor. Serra, 90’lı yıllardan günümüze gelen çağdaş bir trend olan “yavaş

İstanbul Film Festivali Günlükleri #6 (Apnée, Taş)

Apnée

Festivalin Antidepresan bölümüne gösterilen Apnée, yönetmen Jean-Christophe Meurisse’in ilk uzun metrajlı filmi. Üç kafadarın cinsiyet kodlarını yıkarcasına evlenmek için gerekli mercilere yaptığı başvurunun reddedilmesiyle açılan film, bu sahnenin işaret ettiğinin aksine bir cinsiyet komedisi şekilde sürmüyor. Aynı zamanda karakterleri

İstanbul Film Festivali Günlükleri #5 (The Misandrists, Sameblod)

The Misandrists

Kanadalı yönetmen Bruce LaBruce’un prömiyerini Berlin’de gerçekleştiren son filmi The Misandrists (Erkek Düşmanları) festivalin “Nerdesin Aşkım?” bölümünde yer alıyor. Kariyeri boyunca kültürel normların, devletlerin ve medeni toplumların bilinen ya da üstü kapalı tüm tabularıyla uğraşarak söyleyeceklerini çektiği filmlerle

© 2019 — APARTMAN SİNEMASI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR — YUKARI ↑