Kategori

FESTİVAL GÜNLÜKLERİ

!f 2018 Günlükleri #5 – Inxeba, The Distant Barking of Dogs

INXEBA | YARA
Güney Afrikalı yönetmen John Trengove ilk uzun metraj filmi Inxeba’da (Yara, 2017) yetiştiği coğrafyanın sahip olduğu Xhosa kültürü üzerinden evrensel bir erkeklik meseli sunmakta. Geleneklere göre, her yıl aynı dönem köyün ailelerinin ergenlik yaşına gelmiş oğulları

!f 2018 Günlükleri #4 – Tom of Finland, David Bowie: The Last Five Years

TOM OF FINLAND | TOM OF FINLAND
İki yıl önce Tom the Movie adıyla çekilen belgeselin de konusu olan Finlandiya’nın kültürel ikonlarından Touko Laaksonen’in (Tom of Finland) hikâyesi, bu sefer Finlandiya’nın popüler yönetmenlerinden Dome Karukoski tarafından beyazperdeye aktarılıyor. Filmin tanıtımının

!f 2018 Günlükleri #3 – Hmyz, Les garçons sauvages

HMYZ | BÖCEK
Karel ve Josef Čapek’in 1921 yılında yayınlanan “Böcekli Oyun” adlı satirik dramaları Jan Švankmajer’in son filmi Hmyz için harç oluyor. Çekoslavakya’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki atmosferini böceklerin dünyasından dile getiren eserin satirik dilinin kaynağı alegorik yapısında saklı.

!f 2018 Günlükleri #2 – Las hijas de Abril, Pendular

LAS HIJAS DE ABRIL | NİSAN’IN KIZLARI
Kendisine Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü getiren ilk İngilizce filmi Chronic’ten (Kronik, 2015) sonra Meksikalı yönetmen Michel Franco yeni filmiyle ülkesine dönüyor. Las hijas de Abril hem görsel dili, hem

!f 2018 Günlükleri #1 – Riga (Take 1), Prototype

RIGA (TAKE 1) | RIGA
Önceki filmleriyle de !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali aracılığıyla ülkemize uğrayan bağımsız sinemacı Siegfried, yeni filmi Riga (Take 1) ile geri döndü. Gezgin bir kariyere sahip yönetmenin bu seferki durağı ise filme ismini de veren

Filmekimi İzlenimleri #7 (Visages, villages, Thelma)

Visages, villages | Mekanlar ve Yüzler

Agnès Varda ve JR’in insan yüzlerindeki hikâyelerin peşine düştükleri ortaklık, Visages, villages ile dile geliyor. Mekânları var eden ve o mekânların ruhlarına etki eden insanların yüzlerine odaklanmak, bir yönetmen ve bir fotoğrafçının bakışıyla kendi

Filmekimi İzlenimleri #6 (Nelyubov, Geu-hu)

Nelyubov | Sevgisiz

2000 sonrası Slav sinemasının yıldızı olan yönetmen Andrey Zvyagintsev’in bu yıl Cannes’da yarışan ve Jüri Ödülü ile yetinen son filmi Nelyubov, dağılmak üzere olan bir ailenin hikâyesinin göbeğine kuruluyor. Henüz başından itibaren birbirine karşı yoğun bir

Filmekimi İzlenimleri #5 (Wind River, The Shape of Water)

Wind River | Kardaki İzler

Son olarak, festival yolculuğu Oscar adaylığına kadar varan Hell or High Water’ın (İki Eli Kanda, 2016) senaristi olarak hatırladığımız Taylor Sheridan,  Wind River’la ikinci kez yönetmen koltuğuna oturuyor. Filmin senaryosunda da imzası bulunan

Filmekimi İzlenimleri #4 (L’amant d’un jour, The Party)

L’amant d’un jour | Günübirlik Sevgili

Philippe Garrel, her yeni filmiyle ne bekliyorsanız onu aldığınız, hatta fazlasını bile bulduğunuz yaşayan sayılı yönetmenlerden. Tüm verimliliğini niteliğini koruyarak besleyen Garrel; açılışını 70. Cannes Film Festivali Yönetmenlerin 15 Günü bölümünde yapan yeni filmi

Filmekimi İzlenimleri #3 (Jeannette, Un beau soleil intérieur)

Jeannette, l’enfance de Jeanne d’Arc | Jeannette

Jeanne d’Arc’ın tarihi serüveni, Yüzyıl Savaşları’nda Fransa’nın İngiltere işgaline karşı gelişen bir inanç hikayesinden ileri geliyor esasen. Henüz 15 yaşında olan bu genç kızın yolculuğu,  hem onun kendi içinde haksızlığa karşı geliştirdiği mücadeleci

Filmekimi İzlenimleri #2 (120 battements par minute, England Is Mine)

120 battements par minute | Kalp Atışı Dakikada 120

Bu sene Büyük Ödül’ü aldığı Cannes’dan beri yılın belki de en çok beğeni toplayan ve konuşulan filmi 120 battements par minute, görenleri uzun yıllar hatırlarından silinmeyecek bir iki buçuk saat

Filmekimi İzlenimleri #1 (The Beguiled, Tehran Taboo)

The Beguiled

Sofia Coppola’ya Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü kazandıran The Beguiled, Don Seigel’ın 1971 tarihli filminin yeniden çevrimi. Yeniden çevrimlerin, Amerikan sinemasının içine düştüğü yaratıcılık krizinden sıyrılabilmek için en sık başvurduğu yöntemlerden biri hâline geldiği günümüzde, Coppola özel bir

İstanbul Film Festivali Günlükleri #8 (Liberami, Omor Shakhsiya)

Liberami – Kurtar Beni 

Yarattığınız ya da yaratmaya çalıştığınız “fiction” ne kadar özenli olursa olsun gerçeğin en pür hali kadar etkilemesi çok zor. Sinemanın çapının büyümesini ve hiçbir zaman ölmeyeceğini kanıtlayan şey de bu iki kavramın çarpışması kuşkusuz. Hele ki

İstanbul Film Festivali Günlükleri #7 (La mort de Louis XIV)

Katalan yönetmen Albert Serra’nın son çalışması, adının da tam olarak karşıladığı şekilde, gelmiş geçmiş en önemli hükümdarlardan olan XIV. Louıs’nin hastalanıp adım adım ölüme gidişini oldukça sakin bir tempoda sunuyor. Serra, 90’lı yıllardan günümüze gelen çağdaş bir trend olan “yavaş

İstanbul Film Festivali Günlükleri #6 (Apnée, Taş)

Apnée

Festivalin Antidepresan bölümüne gösterilen Apnée, yönetmen Jean-Christophe Meurisse’in ilk uzun metrajlı filmi. Üç kafadarın cinsiyet kodlarını yıkarcasına evlenmek için gerekli mercilere yaptığı başvurunun reddedilmesiyle açılan film, bu sahnenin işaret ettiğinin aksine bir cinsiyet komedisi şekilde sürmüyor. Aynı zamanda karakterleri

İstanbul Film Festivali Günlükleri #5 (The Misandrists, Sameblod)

The Misandrists

Kanadalı yönetmen Bruce LaBruce’un prömiyerini Berlin’de gerçekleştiren son filmi The Misandrists (Erkek Düşmanları) festivalin “Nerdesin Aşkım?” bölümünde yer alıyor. Kariyeri boyunca kültürel normların, devletlerin ve medeni toplumların bilinen ya da üstü kapalı tüm tabularıyla uğraşarak söyleyeceklerini çektiği filmlerle

İstanbul Film Festivali Günlükleri #4 (Personal Shopper, Kaygı)

Personal Shopper

Oliver Assayas’ın geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali’nde ana yarışmada yer alan ve En İyi Yönetmen Ödülü’nü Cristian Mungui’yla paylaşan son filmi Personal Shopper, bir hayalet hikâyesiyle psikolojik-gerilim türünün sınırlarını genişletmek niyetinde. Assayas klasik gerilim ögeleriyle sınırlı tutmadığı

İstanbul Film Festivali Günlükleri #3 (Mimosas, Scarred Hearts)

Mimosas

Geçtiğimiz yıl Cannes Film Festivali yan bölümlerinden Eleştirmenler Haftası’nda dünya prömiyerini yapan ve Büyük Ödül’ün sahibi olan Mimosas, oldukça olgun bir sinema diline sahip. Film, yönetmen Olivier Laxe ile neredeyse aynı tarz ve ekollerden diyebileceğimiz Albert Serra’nın yönettiği

İstanbul Film Festivali Günlükleri #2 (Gimme Danger, Kékszakállú)

Gimme Danger

İlk gösterimini 69. Cannes Film Festivali’nde yapan The Stooges belgeseli Gimme Danger, ilk bakışta tam da Jim Jarmusch’un sevdiği sular diyebileceğimiz bir proje gibi görünüyor. Daha evvel başta Talking Heads’le de olmak üzere birçok müzik işi içerisinde

İstanbul Film Festivali Günlükleri #1 (Safari)

Batı medeniyetinin altını oyma konusundaki yetisini defalarca ispatlayan Avusturyalı Ulrich Seidl’in yeni belgeseli Safari, yönetmenin filmografisine hâkim olan seyircilere yeni bir deneyim sunmuyor. Lakin bu durum filmin taşıdığı değerden hiçbir şey eksiltmiyor; aksine yönetmenin filmografisin bütünlüğüne ciddi bir katkı

!f Günlükleri #3 (Prevenge)

Ben Wheatley imzalı Sightseers’ta (Garip Turistler) beyaz perdede gördüğümüz en garip çiftlerden birine hayat veren Steve Oram ve Alice Lowe ikilisi, birer yıl arayla yönetmen koltuğuna oturdukları ezber bozan ilk filmlerle !f seyircisiyile buluştular. Oram’ın geçen sene festivale konuk

© 2018 — APARTMAN SİNEMASI

TÜM HAKLARI SAKLIDIR — YUKARI ↑