The Dig l Kazı

Kuzey İrlandalı kardeşler Andrew Tohill ve Ryan Tohill’in ilk uzun metrajlı filmi olan The Dig İstanbul Film Festivali kapsamında seyircisiyle buluştu. Kuzeyin soğuk, renksiz, mat atmosferi on beş yıldır süren bir aile dramı ile örtüşmekte.  Baba Sean uçsuz bucaksız bir arazide on beş yıldır büyük kızının cesedini bulabilmek adına kazılar yapmaktadır. Sean’ın kızını öldürmekten yargılanıp on beş yıl hapis yatan Ronan Callahan’ın cezasını çekip geri dönmesi ve Sean’a yardım etmeye başlamasıyla ‘asıl kazılar’ başlar. Suçluluk, suçsuzluk, kıskançlık, hesaplaşmalar, ortaya çıkmadan gömülü kalan tüm duygular bir bir açığa çıkar. Daha da kötüsü Ronan cinayetin olduğu geceye dair hiçbir şey hatırlamamaktadır. Sean’ın küçük kızı Roberta da tüm bu kazı sürecine ve hesaplaşmalara baştan beri kendini bir şekilde dahil eder. Film temposunu hiç düşürmeden gizem ve gerilim duygusuyla ilerlemeye çalışsa da özellikle sona doğru melodrama kaçan, sonucunu gelmeden tahmin ettiğimiz bir drama dönüşüyor. Tohill kardeşlerin ilk uzun metrajlı filmleri olmasından mütevelli tüm dram unsurlarını filmlerine dahil etme isteklerini anlamaya çalışmakla beraber ikinci uzun metrajlarının daha iyi olmalarını umuyoruz şimdilik. Ronan Callahan’ı dikkat çekici bir performansla  canlandıran Moe Dunford bu yıl festivalin Uluslararası Yarışma jürisinde yer alıyor.

Joel 

2005 yılında İstanbul Film Festivali’nin kapanış filmi Bombon Köpek ve Arjantin Hikayeleri filmleriyle tanıdığımız Carlos Sorin bir aile dramı olan Joel ile katılıyor festivale. Sorin yine Arjantin’de geçen bu dram yüklü hikayesinde geleceğe dair umutları olan ve evlat edinmek isteyen Diego ve Cecilia’yı odağa alıyor. Fakat hemen ardından evlat edinilmek istenen dokuz yaşındaki Joel ile tanışıyoruz.  Zor şartlarda büyümüş, annesini tanımamış, babasının kim olduğu bilinmeyen Joel, Diego ve Cecilia’e ‘evet’ ve ‘hayır’ dan başka bir şey dememekte. Joel okula yazıldıktan sonra kasaba halkı evlat edinilmiş, kendi çocuklarından yaşça büyük ve uyuşturucu hikayeleri anlatan Joel’i  okullarında istemiyor. Carlos Sorin bir taşla çok kuş vurmak istiyor. Bunu yapabilirdi elbet; fakat yapamıyor. Evlat edinme, anne – baba olma, toplumsal eleştiri yapma konularının hiç biri tam anlamıyla doyurucu değil Joel’de. Üstelik Sorin’in filmi bittiği son sahnede başlıyor aslında. Film bittiğinde keşke bu sahneden itibaren çekilmeye başlansaydı dedirtiyor Joel.

Paylaş!