Peterloo

Mr. Turner ile 19. yüzyıla çevirdiği kamerasını bir süre daha orada tutmaya devam eden İngiliz yönetmen Mike Leigh’in son filmi Peterloo, 16 Ağustos 1819’da gerçekleşen Peterloo Katliamı’nın sebeplerini giriş ve gelişme örgüsüylebeyazperdeye taşıyor. Waterloo Savaşı’ndan dönen bir askerin, yoksul ailesinin yanına dönmesiyle başlayan film, daha ilk sahneleriyle birlikte işsizliğin, yoksulluğun ve adaletsizliğin hüküm sürdüğü Birleşik Krallık topraklarının diyalektik bir portresini çıkartıyor. Soylular ve yoksullar arasındaki zıtlıkların yarattığı uçurum, Peterloo Katliamı ile sonuçlanacak olan olaylar silsilesinin de en büyük habercisidir. Yönetmenin “hikaye anlatıcısı” rolünden sıyrılıp bir “hikâye göstericisi”ne dönüştüğü film, alt metniyle birlikte yalnızca Mike Leigh filmografisinin değil; ayrıca Ken Loach filmografisinin de sınırlarında geziyor. Akşam yemeği olmayan ailelerle uzun uzun belagatlarını dinlediğimiz “halk aydınları”nın iç içe geçtiği film, kurgusuyla ve stereotip karakterleriyle birlikte tarihi bir olaydan daha çok bir ders kitabından uyarlanmış hissiyatını da yaratıyor. Yönetmenin bu hissiyatın yaratabileceği durağanlığa karşı sabırlı seyircisini ödüllendirme şekli ise, filmin giriş ve gelişme bölümlerinde söz konusu katliamın sebeplerini halkın belagatlarıyla seyircisine aktarırken bir anda tüm filmi bir katliam meydanına çevirmesinde saklı. Peterloo, tarihi bir anlatı olarak Mr. Turner gibi etkileyiciliğini korumayı başarırken politik olarak da Ken Loach sinemasını aratmayacak bir alt metni de bünyesinde barındırıyor.

Happy New Year, Colin Burstead l Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead

Ben Wheatley, filmografisinin ilk parçası olan 2009 yapımı Down Terrace’tan itibaren kendilerini kaotik olaylarda bulan karakterlerini sınamaya başlamıştı. Bu misyon ile Ben Wheatley bize vahşi bir ritüelin ortasında kalan iki asker (Kill List, 2011), İngiliz İç Savaşı sırasında bir arazinin ortasında kalan bir avuç insan (A Field in England, 2013) gibi her an her yöne yönelebilecek karakterler sunmuştu. High-Rise (Gökdelen, 2015) ile birlikte karakterlerini dört duvar arasına kapatmaya başlayan Ben Wheatley’nin bu ısrarı, Free Fire’dan (Ateş Serbest, 2016) sonra da devam ediyor ve yönetmenin son filmi Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead, içinde pek çok ihanet barındıran Burstead familyasını bir yılbaşı gecesi bir araya getiriyor. Ailenin neredeyse her üyesinin bir başka sebeple hoşlanmadığı Colin Burstead’in ailesiyle birlikte bir yılbaşı geçirmek adına kiraladığı mâlikanede geçen film, ailedeki kimsenin yaklaşık beş yıldır görmediği “hayırsız evlat” David Burstead’in (Sam Riley) de Colin’in haberi olmadan iştirak etmesiyle seyircisinin koltuklarını da dikenlere bürüyor. Karakterleri arasında gerilim yaratmayı çok iyi başaran Ben Wheatley bunu daha önce High-Rise’da hiyerarşi üzerinden; Free Fire’da ise -akla gelen ilk yöntemlerden birisi olan- yarım kalan bir silah pazarlığı üzerinden yapmıştı. Bu sefer filminin gerilimini güncel bir konudan alan Ben Wheatley, insanların birbirlerine kin duyduğu aileyi tarihi bir sayfiyede bir araya getirerek Brexit’e de değiniyor. “İlk Harika Brexit filmi”[1] olarak anılan filmi üzerinden Ben Wheatley de İngiliz sinemasını apolitik olmakla suçlamıştı.[2] Ken Loach’un film çekmeye devam ettiği ve Mike Leigh’in Peterloo Katliamı’nı konu alan filminin, Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead ile aynı festivalde gösterileceğini de düşünürsek Ben Wheatley, sinemasının kaos dozajını arttırmaya hazır.

[1] https://www.economist.com/prospero/2018/12/18/has-ben-wheatley-made-the-first-great-brexit-film

[2] https://lwlies.com/articles/ben-wheatley-happy-new-year-colin-burstead-british-cinema-politics/

Paylaş!