Manbiki kazoku | Arakçıklar

Hirokozu Kore-eda’nın sık sık ziyaret ettiği Cannes’dan bu kez kucağında bir Altın Palmiye ile dönmesine vesile olan Manbiki kazoku, yönetmenin etrafında dolanmayı sevdiği aile meselesine bakışını hakkıyla toparlayan, kariyer özeti bir film. Düşük bir emekli maaşı ve çeşitli mağazalardan arakçılık yaparak geçinmeye çalışan bir aile ile tanıştığımız filmde hikâye ilerledikçe karşımızdaki aile üyelerinin birbiriyle kan bağı olmadığını, çeşitli sebeplerle bir araya geldiklerini öğreniyoruz. Durmaksızın bir şeyler yiyen, herkesin evi geçindirmek için çaba sarf ettiği ve son olarak aileye dâhil olan küçük bir kız (Yuri) ile birlikte biraz daha genişleyen hanenin 6 üyesi de çeşitli sırlara sahip. Filmin finaline yaklaşırken kurgu boyunca düğümlediği tüm ilmekleri yavaş yavaş çözen Kore-eda, özellikle sorgu sahneleri ile anne, baba ve evlat olma meselelerine dair kayda değer tespitler yapıyor. Bir arada olmanın, bir şeyleri şu veya bu biçimde paylaşmanın tek kıstasının aile olmak ve normlara uygun şekilde geçinmek olduğuna dair kalıplaşan düşünceye koca bir nanik çeken Kore-eda, son birkaç işi nedeniyle göz devirmeye başladığımız filmografisine altın bir halka eklemeyi başarıyor.

Plaire, aimer et courir vite | Beğen, Sev ve Hemen Kaç

Christophe Honoré, belki de hep bunu yapmalıydı: Kurmaca dünyasını otobiyografik bir hikâye ile harmanlamak, bir anlamda kendinden yola çıkmak ve bunu yaparken de artık duyduğumuzda bile yüzümüzü ekşittiğimiz “samimiyet” lafının hakiki anlamını iade etmek…  HIV pozitif, orta yaşlı, Parisli bir yazar (Jacques) ile Rennes’de yaşayan ve sinemacı olmak isteyen bir öğrencinin (Arthur) arasındaki med cezir ilişkiyi ele alan Plaire, aimer et courir vite, Honoré’nin dört başı mamur ilk filmi olmaya aday. Erken doksanların ruhunu perdeye taşıyan, o dönem kuirlerin üstüne kâbus gibi çöken HIV gerçeğine içeriden bir bakış atan, müzikleriyle, giysileriyle, gözümüze çarpan afişleriyle kusursuz bir dönem filmi Sorry Angel. Sette oyuncularına bol bol My Own Private Idaho (Benim Güzel Idaho’m, 1991) izlettiren, kendi gençliğinde Rennes’deyken giydiği kıyafetlerini Arthur karakterini canlandıran Vincent Lacoste’nin üstünden çıkartmayan, hatta o dönem kullandığı parfümü bile karakterlerinin üstüne boca eden Honore, son kertede istediğine ulaşmış gibi görünüyor: O koku da, o ruh da ziyadesiyle seyirciye geçmeyi başarıyor. Bir bakışın, bir dokunuşun ve elbette bir vedanın filmi Plaire, aimer et courir vite. Geçip giden her şeyin ortasında, yolun sonundaki bir adam ile yolun başındaki bir adamın hikâyesi. Onların hikâyelerine tanık olmak da biz izleyicilerin şansı elbette.

Paylaş!