Climax | Climax

Filmlerinin tavizsiz hayranları olduğu kadar, nefret edenleri de olan, çağımızın en tartışmalı yönetmenlerinden Gaspar Noé, Climax’le -tabii ki istisnaları bir kenara koyarak- izleyicileri kendi safına çekmiş gibi görünüyor. Öyle ki filmin yarattığı heyecan dalgası dünya prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nden beri neredeyse bir çığ gibi büyüyordu. Artık izlediğimize göre biz de Climax’in yarattığı çığa katkı yapmaya başlayabiliriz gönül rahatlığıyla.

Hazırlandıkları gösteri için genişçe bir binada prova yapmak için toplanan dans grubunu önce kendileriyle yapılan röportajlar eşliğinden yavaş yavaş tanıyışımızın ardından görkemli bir dans sekansıyla baş başa bırakıyor bizi yönetmen. Aslında Climax’in anlatısı da bu şekilde inşa olmaya başlıyor. Dansa, hayata, Fransa’ya dair fikirler ve aşkın dans sekansları… Bu ikisini birbirine karıştırırken işin içine biraz da LSD katıyor Noé. Ama bunu yönetmenin filme doğrudan müdahalesi şeklinde değil, genel gidişata şekil veren, kendi varlığını hissettirmeyen, sanki işin doğalı buymuşçasına yapıyor. Evet, bu karmaşık bir ifade ama Noé’nin Climax’te ortaya koyduğu tanımlaması güç ustalık kadar değil… Nerede başladığı belli olmayan ama kaçınılmaz sona adım adım ilerleyen bir cinnet hâlinin görsel ve işitsel karşılığını bulup bundan her tuğlası özenle yerleştirilmiş bir cehennem inşa ediyor yönetmen. Biraz da içine LSD katılmadan da benzer hissiyatların eşiğinde gezdiğimiz dünyanın mevut hâli gibi aslında izlediğimiz.

Noé, bizi cehenneme buyur mu ediyor, yoksa görmezden geldiğimiz cehennemin mevcudiyetini yüzümüze sertçe çarpıyor mu; orası görece olarak belirsiz ama Climax’in büyük perdede şahit olunması gereken benzersiz bir sinema deneyimi olduğu kesin.

climax ile ilgili görsel sonucu

Paylaş!